AKİF’İN KARAKTERLERİ MÜŞAHADE VE DÜŞÜNCE İNSANIYDI

Demirhan KADIOĞLU

Cemil Meriç kendisiyle yapılan söyleşide şu cümleyle giriş yapar: “Nereye gidersin git, bulacağın aydınlık, zihninin aydınlığı kadar olacaktır. Ve yaşayanları yöneten ölülerdir. Demek ki öldürülmesi gereken ölüler var. Bu yüzden ölüyüm.” Gerçekten gerek fikir, gerek siyasi ve gerekse ideolojik olarak dünyaya yön veren aydın, yazar ve siyasilerin toprak altında ve hatta kemikleri bile kalmamış olmalarına rağmen, fikir alanında saçtıkları tohum toplum nezdinde karşılığını bulmuş, neşvü nema bulmuş… Kimi bozuk fikirlere sahip fosiller ise tarihin çöplüğünde yerini almıştır.

*

İstiklal Marş Şairimiz Mehmet Akif Ersoy hem yaşantısıyla hem fikirleri ve hem de şiirleriyle bu gün gönüllerde canlılığını taptaze korurken, bir dönem onun cenazesine yasak getiren “Dahiliye Vekili Şükrü Kaya’yı kim hatırlar? Kar yağışı altında dört hamalın sırtında Beyazıt Camii’ne getirilen Akif’in son yolculuğunda devleti idare edenler devlet kararnamesiyle yasak getirirken, onun cenazesine sahip çıkan dönemin hukuk fakültesi öğrencilerinden Sulhi Dönmezer’i, Milli Türk Talebe Birliği’nde görevli olan genç Abdülkadir Karahan’ı ve dükkânın bayrağını söküp koşarak Akif’in tabutunun üstüne seren Emin Efendi Lokantasının sahibi Mahir ustanın isimlerini unutmak mümkün mü? (27 Mayıs 1930)

*

Fikir alanında toplum düşüncesine damga vuran insanlar, sanat alanında da geleceğe yön vermeye devam ediyor. Tıpkı İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy gibi… Nasıl ki, Van Gogh’un attığı fırça darbeleri sanat çevrelerinde bugün bile hala tartışılırken, Mehmet Akif Ersoy’un şiirleri ders kitaplarında gür bir seda gibi tekrar tekrar okutulması ve her yeni kuşakta iz bırakması tesadüfi değildir.

*

Şiirleriyle gönüllerde taht kuran M. Akif Ersoy, sanat anlayışına uygun olarak Safahat’ta yeni insan tipleri üzerinde durmuş günlük hayattan da örnekler vermiş ve bunu şiirlerinde kısım kısım aktarmıştır. Safahat’ta “müşahade ve “düşünce” gibi iki ana unsurun ağırlık kazandığını görürüz. Akif bu iki unsuru çok iyi kullanabilmiştir. Zira karakterler sanatçıda, hayal, müşahade ve düşünce sonucunda ortaya çıkmıştır. Doç. Tunca Kortantamer, bu tiplemeleri incelerken Sadi’nin eserlerinde çizilen karakterlerden daha canlı ve derinlik taşıdığını tesbit eder, “…İnsanlar olayların, problemlerin içerisinde çaresizlikleri, hataları, sevapları, güçlü veya güçsüz yanlarıyla sadece fikir ifade edebilsin diye değil, kendileri olarak da vardırlar… Bir başka deyişle Akif’in tipleri küçük hikâye tiplerinden de öte, bir sahne eserinin tiplerini andırırlar.” (a.g.y., Ölümünün 50.yılında M.Akif Ersoy, Marmara Üniv. Yay.1986, s.111) Yani, Akif’in karakterleri iyi ve kötünün mukayesesi olarak karşımıza çıkar. Şiirlerinde betimlenen karakterler hem memleketi hem istikbali hem de dinini kurtaracak belirginliktedir. Asım karakteri bunlardan biridir. İstiklal Şairimiz M. Akif Ersoy çalkantılı dönemde yeni insan tipinin arayışında olurken, bir yandan da eserlerinde iyi, kötü karakterleri analiz ederek iyiyi telkin, kötüyü de tenkit etmiştir.

*

Akif’in Çizgisi -4 Karma Sergimizde biz bu karakterleri sizlere aktarmaya çalıştık. Hem amatör hem de profesyonel kalemlerin buluştuğu serginin çizimleri büyük bir titizlikle hazırlandı ve beğeninize sunuldu. Bu vesileyle, Esenler Sanat Evi Genel Yayın Yönetmeni Sayın Abdülbaki Kömür’e, Esenler Belediyesi Kültür İşleri Müdürü Sayın Hüseyin Cerrahoğlu’na ve Esenler Belediyesi Başkanı Sayın Mehmet Tevfik Göksu’ya, sanat ve sanatçıya verdiği destekten dolayı minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.